APHRODİSİAS


APHRODİSİAS

 

     Aydın’ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre Köyünde yer alır.Bu antik kentte yapılan kazılarda tiyatro,stadion ve sebasteion gibi yapılar ortaya çıkarılmıştır.Karya’nın kuzeydoğu sınırında Babadağ’ın eteğinde yer alan Aphrodisias’ta akropolün dayandığı Pekmeztepe’de yapılan kazılardan Prehistorik Devir’e kadar inen yerleşime sahip olduğu anlaşılmıştır.Eski adı Ninoe olduğu bilinen ancak Helenistik Devir’den itibaren adı Aphrodisias olarak değişen kentin,Roma döneminde refah içersinde yaşadığını görmekteyiz.Budevirde Babadağın eteklerindeki mermer ocaklarından çıkarılan değişik renklerde mermerler sanatkârlar tarafından ustaca işlenmiştir.

     Aphrodisias heykelcilikte o kadar ileri gitmiştir ki bu sanat,İtalya ve Yunanistan’ı da etkilemiş, Aphrodisias’ta bulunan heykeltıraşlık okulu sanatkârları,eski eserlerden etkilenerek yepyeni,canlı ve kendine özgü eserler yaratmışlardır.Bugün Aphrodisias’taki müzede görülen eserlerden de Aphrodisias’lı sanatkârların ne kadar usta olduğu anlaşılmaktadır.

     1904-1905 yıllarında Fransız Paul Gaudin 1937 yılında İtalyan G.Jacopi’nin kazdğı Aphrodisias’ı 1961 yılından itibaren Prof.Kenan T.Erim kazmış,her sene yeni eserler ortaya çıkarmıştır.O’nun 1990’da ölümünden sonra çalışmaları Prof.Dr.R.Roland Smith devam ettirmektedir.

     Şehir 520 hektarlık bir alana yayılmış olup etrafını Geç Roma Dönemi’nde inşa edilen ve 3,5 km.yi aşan bir sur çevirmektedir.Tiyatroya giderken sağda,müzenin hemen önüne rastlayan yerde son yıllarda bulunan Sebasteion’un kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.Burada 80 m. Uzunlukta,14 m. Genişlikte bir aralıkla üç katlı iki portik birbirine paralel olarak uzanmaktadır.Doğuda iki portiği birbirine bağlayan Geç Devir’e ait bir merdiven vardır.Basamakların ilerisinde imparator kültü ile ilgili bir tapınak ve sunak bulunur.Portikler batıda büyük bir kapı ile birbirine bağlanmıştır.I.yy.da yapılan Sebasteion,V.yy.başında depremle yıkılmıştır.Bundan sonra yapının fonksiyonu değişerek belki market olarak kullanılmıştır.Yapılan kazılar sonucu ortaya çıkan çok süslü kabartma ve heykellere sahip olan Sebasteion’un bugün mermer döşemesi ve birinci kattaki Dor sütunları etkileyici biçimde görülmektedir.İkinci kat İon,üçüncü katta Korinth başlıkları,sütunların arsında kabartmalar vardır.Sebasteion ile tiyatro arasında agoranın doğu kapısı bulunmaktadır.IV.yy.da depremle yıkılan bu kapı V.yy.da çeşmeye çevrilmiştir.

     Akropole yaslanan tiyatro Geç Helenistik Dönemde yapılmış,Marcus Aurelius (161-180) zamanında onarılmıştır.1”0.000 kişilik tiyatro çift diazomalı olup bugün 27 oturma sırasına sahiptir.Tiyatro’nun orkestra ve sahne kısmı gayet iyi korunmuştur.Sahne binasının kuzey parodosa bakan duvarı kitabelerle doludur.Bu kitabeler şehrin ve Anadolu’nun tarihini aydınlatacak niteliktedir.Oturma sırasını 11 dikey merdiven kesmektedir.Tiyatronun önünde dikdörtgen planlı,mermer döşeli bir alan bulunmaktadır.Tiyatro meydanının yanında,tiyatro hamamının kalıntıları görülebilir.Hamamların güneyinde ise gymnasion ve Bizans evinin kalıntıları yer alır.Biraz ilerdeki yapı bir Bizans kilisesi olabilir.

     Akropolü dolaşınca bazilikanın yanında Hadrianus hamamları yer alır.Hamam,zengin süslü cephesi ve büyük salonları ile Aphrodisias’ın büyük yapılarındandır.

     Hadrianus Hamamları önünde uzanan Tiberius Portikosu 212x69 m.ölçülerindedir.Üç tarafı ion düzeninde portikolarla çevrili Tiberius portikosu agoranın güney tarafını oluşturmaktadır. Tiberius portikosu, Hadrianus Hamamları önünden başlar,akropol eteğinden devam ederek doğuda agoranın büyük kapısına kadar uzanır.Yeni kazılarda bu portikonun içersinde antik dünyanın en büyük havuzlarından biri ortaya çıkarılmıştır.Agora’nın kuzey alanı ise hamamla odeion arasında bulunmakta olup 205x120 m. Ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır.Bu kısmın üç tarafı ise İon düzenindeki portikolarla çevrilidir.

     Aphrodisias’ın göz alıcı bir yapısı da agoranın yanında yer alan odeiondur.1963 yılında ortaya çıkarılan odeion mermerden yapılmış olup,bugün görülen kısmının üzerinde bir kısmın daha bulunduğu,üzerinin de çatı ile kaplı olduğu anlaşılmıştır.1700 kişilik odeion II.yy.da yapılmış IV.yy.da depremle yıkılmıştır.Orkestrası mermerlerle süslü olan odeion agoraya açılmakta ve burada Aphrodisias’ın ünlü lişilerinin heykelleri bulunmaktaydı.Odeionun batısında onunla bir kompleks oluşturan ve “Piskopos Sarayı “ diye adlandırılan Geç Roma çağı’nda,V.yy.da yapılmış özel bir malikhane bulunmaktadır.Binanın Kayra Metopolitine tahsis edilmiş olması muhtemeldir.

     Aphrodite Tapınağı Geç Helenistik Dönem’de MÖ:1.yy.da Arkaik bir tapınak üzerine yapılmıştır.

     Bugün tapınağın 14 sütunu ayaktadır.Aphrotite,burada güzellik tanrıçası olmasının yanı sıra Anadolu’nu ana tanrıçası Kybele ,ile birleşerek bereketi de simgelemişti.Tapınak 8x13 sütun sayılı,İon düzeninde ve peripteros planlı bir yapıdır.Hadrian döneminde (117-138) tapınağın etrafı bir temonosla çevrilmiştir.Tapınağın doğusunda “Tetraplion” denilen anıtsal bir giriş kapısı yer alır.İki sütunu helezon yivli olan bu giriş kapısı bugün ayağa kaldırılmıştır.Tapınak,V.yy.ve sonrasında hristiyanlık bazilikası haline dönüştürülmüştür.Aphrodisias’ın en kuzeyinde stadion bulunmaktadır.Bugün kullanılabilecek kadar sağlam olan stadion,262 m. Uzunlukta ve 59 m. Genişliktedir.30.000 kişilik olup I. Veya II. Yy.da inşa edilmiştir.Yanından şehir suru geçmektedir.Geç Devir’de stadionun doğu ucu gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri için bir arena haline getirilmiştir.Stadionun doğusundaki kalıntı Roma Çağı mezarlarıdır.Aphrodisias’ın kuzeydoğusunda su kanalı,bir giriş kapısı,bunun kuzeyinde ise bir çeşme kalıntısı bulunmaktadır.Burada çıkarılan eserler Aphrodisias müzesinde sergilenmektedir.Bunlar arsında Zoilos frizindeki kabartmalar,birbirinden güzel Aphrodite başları,Herakles ve önemli Aphrodisiaslılara ait heykeller dikkati çeker.




 

Tetrapylon

Tapınağın hemen doğusunda ve kuzey-güney caddesi üzerinde yer alan bu anıtsal kapı İS. 2. Yüzyıla tarihlenmektedir. Korinth nizamında yapılmış olan bu yapı, Hellence, tetra: dört, pylon: kapı anlamına gelir. Dört tarafındaki dörder sütundan oluştuğu için bu adı almıştır. Tam olarak bir işlevinin olduğunu söylemek zordur. Tapınağın giriş binasının aksında değildir. Ancak tapınağa ulaşan merasim alaylarının burada toplanarak tapınağa gittiğini söyleyebiliriz. Genel anlamda bu yapı Aphrodisias'lı mimar ve yontucuların salt gösteriş amacı


   Aphrodithe Tapınağı 

  Aphrodisias kentinin en önemli yapısı kuşkusuz Aphrodithe tapınağıdır. Tapınağın ilk yapımı Arkaik devirde gerçekleştirilmiştir. Kentlerinin Medler ve Babiller tarafından yıkılışından sonra Ninova'dan gelen Asurlular, bu gözden uzak yöreye Asur'un aşk ve güzellik tanrıçası İştar'ın kültünü de beraberinden getirdiler. Aphrodisias'da yapılan kazılarda ortaya çıkan bir kabartma üzerinde yer alan Asur kralı Ninos ve karısı Semiramis'in betimleri de bu tezi doğrulamaktadır. İşte Aphrodithe kültünün temeli de bu mezopotamya kültürüdür. Heykel okulunun yanında, heybetli mavi gökyüzüne tırmanan on dört sütunu hala ayakta olan yapı, kentin kalbinin attığı yer olan Aphrodithe tapınağıdır. Anadolu'ya özgü İon tarzında yapılmış olan tapınakta, yapıyı çepeçevre saran kısa taraflarda sekiz, uzun taraflarda da on üçer sütun dizisi, olağan uzaklığın iki katı bir açıklıkla iç duvarlara ulaşmakta, böylece iki sütun dizisi ile çevrili izlenimi yaratmaktadır (Puseudo Dipteros tarzı). İ.Ö. 1. yüzyılda Zoilos tarafından yapımı başlatılan tapınak, İ.S. 130 yıllarında tam olarak bitirilmiştir. İmparator Hadrian devrinde yapının etrafını çeviren kutsal duvarları eklenerek yapıya son şekli verilmiştir.














Tiyatro

1960 yıllarının başında tiyatroyu kazmaya karar veren Prof. Dr. Erim için en önemli sorun, tiyatronun üzerinde yer alan Geyre köyünün evleri idi. Önce eski evlerin sakinleri Yeni Geyre köyünde yeni yapılan evlerine taşındılar. 1966 yılında kazıya başlandı. İki bölümlü oturma sıralarının alt bölümü (alt kavea) ve sahne binasının alt katı sağlam olarak ele geçti. Kazılar sonucu tarih öncesi ve tarih sonrası devirlere ait, tiyatronun koruma altına alınmış kısmı ve çok sayıdaki heykel ve kabartmalar kadar, birçok değerli sanat eseri bulunmuştur. Ayrıca sahne binasında birçok heykel bulundu.




 

Stadyum

Aphrodisias stadyumu, kentin en iyi korunmuş ve en görkemli yapıtı olmakla birlikte Ege bölgesindeki eski stadyumlardan en iyi korunanıdır. Kentin kuzeyinde yer alan stadyum, Dünyanın en önemli antik yapılarından birisidir. Şehrin kuzeyinde olan stadyum 262 metre uzunluk, 50 metre genişlik ve 30000 izleyici alabilecek oturma sıralarına sahiptir. Elips plan tüm seyircilerin etkinlikleri rahat izlenmesini sağlıyordu. Genellikle atletizm ağırlıklı spor etkinlikleri için kullanılan stadyumlar, gerektiğinde halk oylamaları ve diğer yarışmalar içinde kullanılırdı. Roma devrinde stadyum birçok atletizm müsabakalarına ve festivallere sahne olmuştur.







Reklam
 
 
FACEBOOK
 
Facebook'ta Paylaş
GOOGLE
 
 
Bugün 55 ziyaretçi (119 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=